“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde esaretten kurtulduk”

SİYASET

Zafer Partisi Gençlik Kolları Sözcüsü Sıla Akbaba, Türk gençliğinin gündemine ilişkin haftalık basın toplantısında konuştu.

Sıla Akbaba şunları söyledi: “Okullara sabun koyamayan, evlatlarımızı silahlı saldırılardan koruyamayan, kıymetli öğretmenlerimiz ‘Biz yaşamak istiyoruz.’ dediğinde ise ‘Şov yapmayın.’ diyen ve Genel Başkanımız Sayın Ümit Özdağ’ın da belirttiği gibi; çoktan istifa etmiş olması gereken Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in;

Müfredattan ‘Kurtuluş Savaşı’ ifadesini çıkararak yerine ‘Millî Mücadele’ kavramının getirileceğini açıklarken sarf ettiği, ‘Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı.’ sorusuna Zafer Partisi Gençlik Kolları olarak bir cevap veriyoruz:

Bu sorunun cevabı, milletimizin bağımsızlığı uğruna ödediği bedellerde gizlidir. Ne var ki bazıları şanlı Türk tarihini, ‘Keşke Yunan kazansaydı.’ diyen güruhtan öğrendi. Bu sorunun cevabını bilmeyen yok; bilmezden gelenler var.

Neyden kurtulduğumuz sorusuna gelecek olursak…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde; Doğu’da Ermeni çetelerinin zulmünden, Güney’de Fransız işgalinden, Akdeniz’de İtalyan emellerinden, Ege’de ise Yunan işgalinden ve esaretinden kurtulduk.

Başka neyden mi kurtulduk?

Türk milletini kendi vatanında esir etmeyi hedefleyen, Anadolu’yu parçalamayı ve bizi manda ile himayeye mahkûm etmeyi amaçlayan Sevr Antlaşması’ndan kurtulduk.

‘Neyden kurtulduk?’ diyorlar ya…

İşte biz; Türk milletinin iradesini yok sayan anlayışlardan, bağımsızlığımızı tartışmaya açan zihniyetlerden ve Cumhuriyetimizin temel değerlerini hedef alan her türlü girişimden kurtulduk.

Türk milleti, geçmişte olduğu gibi bugün de iradesine sahip çıkmasını bilir. Vakti geldiğinde gereken cevabı yine Türk milleti verir.

Kısacası; Kurtuluş Savaşı, esarete boyun eğmeyen bir milletin, bağımsızlığından asla vazgeçmeyen bir iradenin ve vatanını canı pahasına savunan kahramanların yazdığı şanlı bir destandır.

Bu küçük numaralarla Türk gençliğine tarihini ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü unutturabileceklerini sananlar, belli ki Türk milletini hafife almayı siyaset sanan bir gaflet içindedir.

Buradan açıkça ilan ediyoruz: Ne tarihimizden vazgeçeriz, ne Cumhuriyetimizden, ne de bağımsızlığımızdan geri adım atarız! Çünkü biz; esareti ‘çağın gereği’ diye pazarlayanlara prim vermeyen, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetini son nefesimize kadar koruyacak Türk gençliğiyiz.

Zafer Partisi Gençlik Kolları olarak; Atamızın izinde, Genel Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın liderliğinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, Türk milletinin birliği ve devletimizin ebedi varlığı için, günü kurtarmaya çalışanlara inat, durmadan, yorulmadan, yılmadan mücadele edeceğiz!

Türk milletinin aklıyla adeta alay edercesine İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği öğrencilerinin mezuniyet töreninde konuşan, Cumhurbaşkanı imzasıyla atanmış Rektör Osman Bülent Zülfikar’ın, ‘Mezun öğrencileri bebekleriyle görmek isterdim, en verimli zamanları.’ şeklindeki ifadeleridir.

Enflasyonun zirve yaptığı, açlık sınırının 30 bin TL’ye dayandığı ve liyakatsizlik yüzünden gençlerin atanamadığı bu düzende, Türk gençliği hayal kurmak yerine yarınını hesaplamaktadır.

Genel Başkanımız Ümit Özdağ’ın da sorduğu gibi:

‘Siz hangi Türkiye’de yaşıyorsunuz?’

Geçmişte kardeşi Abdullah Alkış için özel kadro açıldığı iddialarıyla gündeme gelen Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış, bu kez de yeğenini öğretim üyesi kadrosuna, amcaoğlunu genel sekreter yardımcılığı görevine, yakın bir dostunu ise üniversitede yönetici pozisyonlarına atadığı iddialarıyla yeniden kamuoyunun gündeminde.

İddialar bununla da sınırlı değil. Bu uygulamalara itiraz eden personelin ‘haddini bilmez’ ilan edildiği, hatta YÖK yöneticileriyle görüşerek hak arayan çalışanların üniversiteden uzaklaştırıldığı da öne sürülüyor.

Bu iddialar doğruysa ortada yalnızca bir üniversitenin iç meselesi değil; kamu yönetiminde liyakat ilkesinin nasıl aşındırıldığını gösteren ciddi bir tablo vardır. Üniversiteler akrabalık ilişkilerinin değil, bilimin, adaletin ve fırsat eşitliğinin hâkim olduğu kurumlar olmalıdır.

Torpil iddialarıyla sürekli gündeme gelen bir üniversite yönetiminin, yükseköğretim kurumlarına duyulan güveni zedelemesi ise Türkiye’de liyakat sisteminin geldiği noktayı gözler önüne sermektedir.

Kamu vicdanını yaralayan bu iddiaların açıklığa kavuşturulması, sorumluların hesap vermesi ve kamu görevlerinde tek ölçütün liyakat olduğunun gösterilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Zafer Partisi Gençlik Kolları olarak Türk gençliğini kampüslerde de yalnız bırakmıyor; liyakatsiz yönetimlerin gençlerimizi kaderine terk ettiği skandalların sıkı takipçisi oluyor, yaşanan her haksızlığa anında müdahale ediyoruz.

Bunun son örneklerinden biri Marmara Üniversitesinde yaşandı.

Yaz okuluna kayıt için ‘barınma sorunu bulunmadığı’ bilgisiyle İstanbul’a çağrılan öğrenciler, nöbetçi yurda geldiklerinde ‘yer yok’ denilerek mağdur edildi.

İşte kısa süre önce İstanbul Üniversitesi Rektörünün gençlere ‘En verimli çağlarınızdasınız.’ diyerek çocuk sahibi olmalarını telkin ettiği dönemde, Türk gençliğine reva görülen gerçek budur.

Gençlerimiz ne barınabilecek bir yurt bulabilmekte ne de en temel ihtiyaçlarına güvenle erişebilmektedir.

Türk gençliğinin en verimli yıllarını plansızlık, liyakatsizlik ve ihmalkârlıkla tüketen anlayışa karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Son günlerde ülkemizin dört bir yanından gelen acı haberler organize bir toplumsal bunalımın açık kanıtıdır.

Uyuşturucu belası sokaklara ek olarak kargo hatlarında, dijital ağlarda ve hatta cezaevlerinde gezmektedir. En acısı, bu zehrin 14-16 yaşındaki çocuklarımızın eline kadar ulaşmış ve gencecik evlatlarımızı hayattan koparıyor olmasıdır.

Şehirlerimizin en kalabalık meydanlarında, metro istasyonlarında güpegündüz silahlar patlamakta; infaz koruma memurlarımızdan sokaktaki vatandaşımıza kadar hiç kimsenin can emniyeti kalmamaktadır.

Tüm bu şiddet ve uyuşturucu trafiği, milyarlarca liralık yasa dışı bahis ve sanal kumar ağlarıyla fonlanmaktadır. Sanal kumar aileleri yıkan ve suç ekonomisini büyüten organize bir tehdittir.

Biz bu sahipsizliği, bu çürümüş düzeni asla kabul etmiyoruz! Zafer Partisi olarak, ‘Tertemiz Türkiye Projesi’ ile uyuşturucuyla, sanal kumarla ve sokaklarımızı esir alan tüm suç odaklarıyla tavizsiz bir şekilde mücadele edeceğiz.

Sokaklarımızı da, adalet sistemimizi de bu karanlıktan mutlaka temizleyeceğiz!

Teşkilatlarımızın sahadaki çalışmalarını yerinde değerlendirmek amacıyla Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Akın Kuşdemir; Kahramanmaraş, Malatya, Antalya ve Muğla İl Gençlik Kolları teşkilatlarımıza ziyaretler gerçekleştirdi.

Antalya ve Muğla programlarına ayrıca Gençlik Kolları Genel Başkan Danışmanımız Sayın Fahrettin Eroğlu da katıldı.

Ayrıca Fahrettin Başkanımız, Genel Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Kayseri programı vesilesiyle Gençlik Kolları il teşkilatlarımızla bir araya geldi; partimizin projeleri ve saha faaliyetlerine ilişkin değerlendirme ve istişarelerde bulundu.

Yıllardır vatandaşlarımızın çilesi haline gelen, her gün çukurundan kaçmaya çalıştığımız yollar iki günde pürüzsüz hale getirildi. Çünkü yabancı liderler gelecekti.

Türk gençliği olarak soruyoruz:

Bizim konforumuz, bizim yaşam kalitemiz neden öncelik olarak yabancıların altında?

Türk Milleti Kendi Yurdunda İkinci Sınıf Değildir.

Brandalarla NATO’cuların gözlerini boyayabilirsiniz ama binbir zorlukla evine ekmek götüren Türk milletinin vicdanından kaçamazsınız!

Sizin için Trump’a şirin görünmek, Macron rahatsız olmasın diye kendi halkımızı vebalı gibi brandalar arkasına gizlemek, Türk milletinin refahından daha önemli.

Doğru ya; siz meşruiyetinizi de Türk milletinden değil, Washington’dan aldınız!

Kendi vatandaşından utanıp onu yabancılardan saklayanlar, bu ülkenin refahından değil, ancak kendi şahsi çıkarlarından söz edebilirler.

Ey Türk gençliği!

Meşruiyetini yabancı başkentlerden alanlarla, kendi milletini brandalarla gizleyenlerle bu yol yürünmez!

Unutma Türk genci, bugün yapılanlar yarınımızı şekillendiriyor.

Eğer sen de ‘Meşruiyetini yalnızca Türk milletinden alan Zafer Partisi ile yürürüm’ diyorsan; gel, aramıza katıl, bu sömürü düzenine karşı birlikte mücadele edelim!

Meşruiyetini yabancı başkentlerden alanlarla, kendi milletini brandalarla gizleyenlerle bu yol yürünmez!

Eğer sen de ‘Meşruiyetini yalnızca Türk milletinden alan Zafer Partisi ile yürürüm’ diyorsan; gel, katıl, bu sömürü düzenine karşı birlikte mücadele edelim!

Hepinizi saygıyla selamlıyor, yüce Türk milletine esenlikler diliyorum.

Ne Mutlu Türk’üm Diyene!”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.