Bursa Yenişehir’e bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde Meyra Madencilik’e ait atık barajının çökmesi sonrası tepkiler büyüyor. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, yaşanan çevre felaketinin tesadüf olmadığını belirterek, “Bu tablo Türkiye’nin dört bir yanında tekrar eden bir talan zinciridir” dedi.
Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde, yıllardır köylülerin ve çevre örgütlerinin karşı çıktığı Meyra Madencilik’e ait atık barajının çökmesi sonrası bölgede çevre felaketi yaşandı. Binlerce ton kimyasal ve ağır metal içerikli atığın toprağa ve suya karıştığı belirtilirken, köylüler tarım alanlarının ve içme suyu kaynaklarının ciddi tehdit altında olduğunu ifade etti.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, çevre felaketinin ardından köylülerle bir araya gelerek bölgede incelemelerde bulundu. Ziyarete Kirazlıyayla Mahalle Muhtarı Hasan Açar, mahalle sakinleri, Yenişehir Çevre Platformu ve Bursa Su Kolektifi üyeleri de katıldı. Köylüler, maden faaliyetlerinin derhal durdurulmasını ve işletmenin kapatılmasını talep etti.
“Şirketlere sınırsız imtiyaz, halka yıkım”
İktidarın doğal varlıkları korumak yerine şirketlere teşvik ve imtiyaz sağladığını söyleyen Sarıbal, yaşananların Türkiye’nin farklı bölgelerinde tekrar eden bir düzenin parçası olduğunu vurguladı. ÇED süreçlerinin işlevsizleştirildiğini, denetimlerin ortadan kaldırıldığını ifade eden Sarıbal, şunları söyledi:
“Halkın itirazları yok sayılırken şirketlerin talepleri kalkınma adı altında hızla karşılanıyor. Bu anlayışta köylünün toprağı, suyu, çocukların geleceği yok. Yalnızca ruhsatlar, teşvikler ve kar hesapları var.”
Sarıbal, maden faaliyetlerinin derhal durdurulması, atık havuzlarının kapatılması, bölgede bağımsız ve şeffaf bir çevresel inceleme başlatılması ve sorumlu şirket ile kamu görevlilerinin yargılanması çağrısında bulundu.
“Felaketi iktidar ve şirket el ele getirdi”
Meyra Madencilik’in 2015 yılında Kirazlıyayla’da faaliyete başladığını hatırlatan Sarıbal, 2018’de cevher zenginleştirme tesisi ve atık havuzu kurulmak istendiğinde köylülerin büyük bir direniş gösterdiğini anımsattı.
“O gün jandarma köyü kuşattı, yurttaşlar gözaltına alındı. Aynı saatlerde şirket yetkilileri valilik ve kaymakamlık makamlarında ağırlandı. Bugün yaşananların siyasi ve idari arka planı budur.”
“İliç’te yaşanan neyse bugün burada da aynısı yaşanıyor” diyen Sarıbal, maden faaliyetlerinin doğayı ve yaşamı geri dönülmez biçimde tahrip ettiğini söyledi.
“Bir yıl önce uyarmıştık”
2019 yılında tüm itirazlara rağmen projeye ÇED olumlu kararı verildiğini belirten Sarıbal, flotasyon yöntemiyle yoğun ve tehlikeli kimyasallar kullanıldığını ifade etti. Bölge halkının yıllardır heyelan, toprak kayması ve yapısal hasarlar konusunda uyarıda bulunduğunu vurgulayan Sarıbal şöyle konuştu:
“Bir yıl önce bu yıkımı belgeledik, CİMER’e ve ilgili kurumlara başvurduk. Kimse harekete geçmedi. Sonunda atık havuzu patladı. Tonlarca zehir doğaya saçıldı. Bugün insanlar ne içtikleri suya ne de ektikleri toprağa güvenebiliyor.”
Alınan su numunelerinin sonuçlarının açıklanmadığını belirten Sarıbal, atıkların nereye yayıldığının hâlâ bilinmediğini söyledi.
















