Ravago Bina Çözümleri, deprem sonrası yapılan hasar analizlerinin, yapı güvenliğinde su ve ısı yalıtımının hayati rolünü bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı. Araştırmalara göre, depremde ağır hasar alan binaların yüzde 60’ından fazlasında ileri seviyede donatı korozyonu tespit edilirken, suya maruz kalan betonarme elemanların 10–15 yıl içinde taşıma kapasitesinin yaklaşık yüzde 80’ini kaybettiği belirtiliyor.
Uzmanlar, yalnızca beton dayanımına odaklanan yapı güvenliği anlayışının eksik kaldığını, yalıtım sistemlerinin deprem performansını doğrudan etkilediğini ifade ediyor.
Depremde Asıl Sınav: Taşıyıcı Sistemi Suya Karşı Korumak
Deprem sonrası teknik incelemeler, yapıların yıllar boyunca maruz kaldığı su, sıcaklık farkları ve çevresel etkilerin, deprem anındaki gerçek performansı belirlediğini ortaya koyuyor. Günlük 20–30°C’ye varan dış cephe sıcaklık farkları, betonarmede mikro çatlaklara neden olurken, bu çatlaklar zamanla suyun yapı içine sızmasını kolaylaştırarak korozyon sürecini hızlandırıyor.
Ravago Bina Çözümleri Türkiye Direktörü Alper Doğruer, “Su yalıtımıyla korunmayan bir taşıyıcı sistem, deprem anında tasarlanan performansı gösteremez. Isı yalıtımıyla desteklenmeyen yapı kabukları ise yıllar içinde oluşan mikro hasarlarla bu riski katlayarak artırır” uyarısında bulundu.

100 Yıllık Bina Ömrü 25 Yıla Düşebiliyor
Yalıtımın yalnızca konfor ve enerji tasarrufu değil, can güvenliğiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Doğruer, 1999 Marmara Depremi sonrasında yapılan incelemelere dikkat çekti. Bu incelemelerde, ağır hasar alan yapıların yüzde 64’ünde ileri düzey donatı korozyonu tespit edildiğini hatırlatan Doğruer, uluslararası araştırmaların da benzer sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.
“Suya maruz kalan betonarme donatılarda, ilk 5 yıl içinde taşıma kapasitesinde yüzde 40–50, 10–15 yıl içinde ise yüzde 80–90’a varan kayıplar yaşanabiliyor. Bu durum, deprem sırasında yapının sünek davranışını zayıflatıyor, ani göçme riskini artırıyor. Su yalıtımı olmayan binalarda, 80–100 yıl olması gereken yapı ömrü 20–25 yıla kadar gerileyebiliyor” dedi.
Isı Yalıtımı Korozyonu ve Deprem Riskini Azaltıyor
Isı yalıtımının da deprem güvenliğinde kritik bir unsur olduğuna dikkat çeken Doğruer, yapıların sadece deprem yüklerine değil, yıllar boyunca tekrar eden ısıl gerilmelere de maruz kaldığını belirtti.
Yeni TS 825 Isı Yalıtımı Standardı ile birlikte binaların hem ısıtma hem de soğutma yüklerine göre tasarlanacak olmasının önemli bir kazanım olduğunu ifade eden Doğruer, “Doğru kurgulanmış ısı yalıtımı, yapı kabuğunu korur, taşıyıcı sistemin stabilitesini artırır ve deprem sırasında oluşabilecek ikincil hasarları sınırlar” dedi.
Deprem Sonrası Yangın Riski de Unutulmamalı
Depremlerden sonra en büyük ikincil risklerden birinin yangınlar olduğuna işaret eden Doğruer, gaz sızıntıları ve elektrik kaçaklarının büyük felaketlere yol açabildiğini hatırlattı. Yangına dayanıklı yalıtım sistemlerinin bu noktada kritik rol oynadığını belirten Doğruer, şunları söyledi:
“Su, ısı ve yangın yalıtımı birbirinden bağımsız değil; deprem güvenliğini tamamlayan bir bütünün parçalarıdır. Ravago Bina Çözümleri olarak, geliştirdiğimiz yüksek performanslı yalıtım çözümleri ve teknik danışmanlık hizmetlerimizle yapıların uzun vadeli dayanımını güvence altına almayı hedefliyoruz. Depreme dayanıklı yapılar için yalıtımı vazgeçilmez bir yapı güvenliği unsuru olarak konumlandırıyoruz.”
















