‘İznik Gölü sanayi ve yapılaşma baskısıyla yok oluşa sürükleniyor’

GÜNDEM

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında İznik Gölü’nde yaşanan hızlı ve kalıcı su kaybına dikkat çekti.

Gölün; yer altı suları, yüzeysel akışlar ve kar sularıyla beslenen kapalı bir ekosistem olduğunu vurgulayan Sarıbal, beslenme havzasının yüzde 60’tan fazlasının yerleşim alanına dönüştüğünü söyledi.

Mevzuat gereği mutlak koruma ve kontrollü kullanım alanları belirlenmiş olmasına rağmen uygulamada yapılaşmanın önünün açıldığını belirten Sarıbal, İznik Gölü’nü kapsayan 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planlarının iptal edildiğini, yerine bağlayıcı ve bütüncül bir koruma planının ise halen yürürlüğe konulmadığını ifade etti.

16 Şubat 2026 itibarıyla gölün yaklaşık 200 metre çekildiğini aktaran Sarıbal, su seviyesinin yaz gelmeden kritik düzeye indiğini belirterek, “Tarımın kısıtlandığı bir ortamda sanayi kullanımının aynı ölçüde sınırlandırılmaması kabul edilemez” dedi.

“Su Sorunu Mevsimsel Değil, Kalıcı”

Çiftçilerin geçimini göle bağlı sulu tarım ve zeytincilikten sağladığını hatırlatan Sarıbal, son yıllardaki su kaybının ulusal ölçekte bir çevre krizine dönüştüğünü kaydetti.

DSİ verilerine göre 2021–2024 yılları arasında gölde 30–40 santimetrelik seviye düşüşü yaşandığını belirten Sarıbal; 2022’de yüzde 16, 2023’te yüzde 40, 2024’te ise yüzde 30 oranında su kaybı kaydedildiğini aktardı. Uydu ölçümlerinin de tabloyu doğruladığını ifade eden Sarıbal, 30 Eylül 2025 itibarıyla su seviyesinin 81,95 metreye gerilediğini, bunun güvenli işletme kotu olan 83,30 metrenin 1,35 metre altında olduğunu söyledi.

2013’e kıyasla yaklaşık 232 milyon metreküplük su kaybı yaşandığını belirten Sarıbal, “Bu veriler sorunun mevsimsel değil, kalıcı olduğunu gösteriyor” dedi.

18 Kasım 2025’te İl Kuraklık Kriz Merkezi toplantısında tarımsal sulamanın kısıtlanacağının açıklandığını anımsatan Sarıbal, sanayi tesislerinin su kullanımına ilişkin şeffaf bir değerlendirme yapılmadığını savundu.

“Bilimsel Çalışmalar Sanayi Baskısını Gösteriyor”

Haziran 2025’te yayımlanan bağımsız bir araştırmaya atıf yapan Sarıbal, 1990–2018 döneminde havzada ulaşım ve madencilik alanlarının 0’dan 730 hektara çıktığını, ticari ve sanayi alanlarının ise yüzde 461 artarak 130 hektardan 730 hektara yükseldiğini söyledi. Aynı dönemde tarım alanlarının yalnızca yüzde 7 arttığını kaydetti.

Gölü besleyen kaynakların zayıflaması, yer altı sularının yoğun kullanımı ve sanayi tesislerinin su çekişlerinin krizi derinleştirdiğini ifade eden Sarıbal, bölgede faaliyet gösteren Cargill ve Gemlik Gübre tesislerinin yüksek miktarda su kullandığını öne sürdü.

İliç; Sermayenin mi Yaşam Hakkının mı Korunacağının Davasıdır”

Sarıbal, açıklamasında 13 Şubat 2024’te Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen ve 9 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasına ilişkin dava sürecine de değindi. Yargılamanın Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürdüğünü hatırlatan Sarıbal, 6. duruşmada olay yerinde keşif yapılması ve Anagold Madencilik kayıtlarına el konulması taleplerinin reddedildiğini söyledi.

23 Mayıs 2024 tarihli bilirkişi raporunda dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve bazı bakanlık yetkililerinin “asli kusurlu” olarak gösterildiğini, ancak kamu görevlileri hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini belirten Sarıbal, bunun etkili soruşturma yükümlülüğüne aykırı olduğunu savundu.

Sarıbal, “Bu dava; yaşam hakkı, çevre hakkı ve etkili soruşturma yükümlülüğünün birlikte ele alınması gereken bir dosyadır. Bu ülkede şirketler öldürür, bakanlıklar imza atar, yargılanan mühendis olur. İliç davası, Türkiye’de sermayenin mi yoksa yaşam hakkının mı korunacağının davasıdır. Gerçek sorumlular yargı önüne çıkarılmadan bu dosya kapanmayacak” ifadelerini kullandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.