Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, iktidarın laikliği hedef alan hamlelerini artırmasının arka planına dair değerlendirmelerde bulundu. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in 168 ismin imzaladığı “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” metnine karşı dava açmasına değinen Okuyan, resmen “Laik atak” diye bir ‘hastalığın’ ilan edildiğini ifade etti.
TKP Genel Sekreteri Okuyan, laiklik karşıtlığının kaynağında öncelikle iktidarın ideolojik referansları doğrultusunda bir Türkiye yaratma isteğinin olduğuna işaret etti. Çözüm sürecine dönük muhafazakar kesimin tepkilerinin de laiklik karşıtlığı ekseninde bölünmeye çalışıldığını ifade eden Okuyan, aynı zamanda CHP’nin de tartışmanın içine çekilerek krize sürüklenmesinin hedeflendiğini belirtti.
“Yıllardır ‘Kürt sorunu Türkiye’nin en önemli meselesidir, o çözülürse her şey çözülür’ diyenlerin şu sıra herhangi bir başka konuda ‘kaygı’ belirtemeyeceğini biliyorlar” diyen Okuyan, AKP iktidarının ayrıca halkın ekonomiyi daha az tartışmasını da istediğini belirterek bu nedenle “atağa kalktıkları” değerlendirmesini yaptı.
‘Tuzağa düşmeyelim’ yaklaşımının yanlış olduğuna dikkat çeken Okuyan, “Asıl tuzak, laiklik meselesini ciddiye almamaktır. Ama bir diğer tuzak, laiklik meselesini diğer meselelerden ayırmak. Boşuna ‘her şey sınıfsaldır’ demiyoruz. Yıllar önce laiklik savunusunu ‘bu yapay gündem’ diye aşağılamaya kalkan liberal solcuların 1923 Cumhuriyetini karşı-devrim, laikliği faşizm, KİT’leri faşizmin finansmanı olarak görmesi boşuna değildi. AKP özelleştirmeler ve dinselleşmeyi birbirini besleyen politikalar olarak uygulamaya başladığında ‘bu bir devrimdir’ diye selam durdular. Şimdi şikayet eder gibiler ama bir yandan da ‘çözüm süreci’ var. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Tıpkı ‘çözüm süreci’ne karşı çıkayım derken, AKP’nin yeni dinci hamlesi karşısında ‘aman yanlış anlaşılmayalım’ diyerek sesini çıkarmayan ‘milliyetçi’ kesimler gibi” ifadelerini kullandı.
AKP’nin tüm siyasal kesimlere aynı anda müdahalede bulunduğunu belirten TKP Genel Sekreteri, bu müdahale karşısındaki farklı konumlanışlara ve muhalefetin tutumuna değinerek “Parça parça demokrasi, parça parça bağımsızlık, parça parça özgürlük, parça parça ekmek mücadelesi olmadığı gibi parça parça laiklik de olmuyor işte!” dedi.
Kemal Okuyan’ın paylaşımı şöyle:
“Laik atak” diye bir hastalık ilan edildi bugün resmen. Ve laikliği savunanlara dava açıldı. Yeni bir hamle yapıyor iktidar. Çünkü: 1.İdeolojileri bu, yolları bu, bildikleri bu. İstedikleri Türkiye bu.
2.Muhafazakar kesimde “çözüm süreci”ne dönük tepkileri laiklik ekseninde bir gerilim ile yumuşatıp böleceklerini düşünüyorlar. 3.Laiklik konusunda çoktan havlu atan CHP’nin bir noktada dayanamayıp istemeden de olsa tartışmaya girmesini ve yeni bir krize yuvarlanmasını bekliyorlar. 4.Yıllardır “Kürt sorunu Türkiye’nin en önemli meselesidir, o çözülürse her şey çözülür” diyenlerin şu sıra herhangi bir başka konuda “kaygı” belirtemeyeceğini biliyorlar. 5.Felaket durumdaki “halkın ekonomisi”nin daha az tartışılmasını istiyorlar. O yüzden laikliğe karşı atağa kalktılar. Şimdi birileri “tuzağa düşmeyelim” diyor. Asıl tuzak, laiklik meselesini ciddiye almamaktır. Ama bir diğer tuzak, laiklik meselesini diğer meselelerden ayırmak. Boşuna “her şey sınıfsaldır” demiyoruz.
Yıllar önce laiklik savunusunu “bu yapay gündem” diye aşağılamaya kalkan liberal solcuların 1923 Cumhuriyetini karşı-devrim, laikliği faşizm, KİT’leri faşizmin finansmanı olarak görmesi boşuna değildi. AKP özelleştirmeler ve dinselleşmeyi birbirini besleyen politikalar olarak uygulamaya başladığında “bu bir devrimdir” diye selam durdular. Şimdi şikayet eder gibiler ama bir yandan da “çözüm süreci” var. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Tıpkı “çözüm süreci”ne karşı çıkayım derken, AKP’nin yeni dinci hamlesi karşısında “aman yanlış anlaşılmayalım” diyerek sesini çıkarmayan “milliyetçi” kesimler gibi. Özetle AKP aynı anda her tarafa müdahale etmiş oldu. DEM kendi derdinde, CHP tamamen kilitlendi, İYİP ve benzerleri “bu başlıktan uzak durayım” noktasında, birçok konuda AKP’yi bayağı sıkıştırtan Saadet ise mesele laiklik olduğunda zaten “yetmez ama evet”çi! Parça parça demokrasi, parça parça bağımsızlık, parça parça özgürlük, parça parça ekmek mücadelesi olmadığı gibi parça parça laiklik de olmuyor işte!”
















