Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, Muğla ziyareti kapsamında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak hem siyasi çalışmalarını hem de Türkiye’nin mevcut durumuna ilişkin görüşlerini paylaştı.
Özdağ, Muğla’ya geliş amacının diğer illerde olduğu gibi vatandaşla doğrudan temas kurmak olduğunu belirterek, Türkiye’nin ağır bir kriz sürecinden geçtiğini ve muhalefetin kısıtlı imkânlar içinde sahada aktif olmak zorunda kaldığını ifade etti. Ziyaretler kapsamında kurumlar, esnaf ve sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldiklerini, hem sorunları dinlediklerini hem de Zafer Partisi politikalarını anlattıklarını söyledi.
Medya eleştirisinde de bulunan Özdağ, devlet kurumlarının kendilerine yer vermediğini savunarak Anadolu Ajansı ve TRT’nin yayın politikalarını eleştirdi.
Basın özgürlüğüne ilişkin bir soruya ise Özdağ, “Basının iktidardan korkmadığı ama iktidarın basından çekindiği bir Türkiye olmalı” yanıtını vererek, iktidara gelmeleri halinde özgür basın vurgusu yaptı.
Olası seçim senaryolarına ilişkin değerlendirmesinde, henüz seçim ortamının oluşmadığını belirten Özdağ, Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili aday tartışmalarının erken olduğunu ifade etti. Türkiye’de siyasetin dinamik bir süreç olduğunu ve farklı ittifak ihtimallerinin gündeme gelebileceğini söyledi.
CHP’nin farklı siyasi aktörlerle ilişkilerine dair soruya ise Özdağ, kendi çizgilerinin net olduğunu belirterek, bazı isimlerle aynı siyasi zeminde olunmaması gerektiği yönündeki görüşlerini yineledi.
Zafer Partisi’nin yalnızca göç politikalarıyla sınırlı olmadığına dikkat çeken Özdağ, sığınmacı meselesini ekonomik ve güvenlik boyutlarıyla önemli bir sorun olarak tanımladı. Bunun yanı sıra uyuşturucu ve sanal kumarın da Türkiye için büyük tehditler oluşturduğunu ifade etti. Ekonomik kalkınma için hukuk, adalet ve eğitim vurgusu yapan Özdağ, planlı ekonomi yaklaşımını savunduklarını belirtti.
Muğla’ya ilişkin değerlendirmesinde ise Özdağ, kentin turizm ve balıkçılıkta Türkiye ekonomisine önemli katkılar sunduğunu ancak bu katkıya rağmen yeterli desteği alamadığını ileri sürdü. Bu durumun değişmesi için yeni bir yönetim anlayışına ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.
















