TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, ABD ablukası ve ağır enerji kriziyle mücadele eden Küba’ya gerçekleştirdiği ziyaretin ardından değerlendirmelerde bulundu. Küba’da büyük bir seferberlik halinin olduğunu vurgulayan Okuyan, “Halkta protesto havası değil, ABD’ye tepki var. Soykırım yapılmaya çalışılıyor ama Kübalılar çaresiz gözükmüyor, arı gibi çalışıyor” dedi.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, son dönemde ABD’nin ağır ablukası ve tehditleriyle karşı karşıya olan Küba’yı ziyaret etti.
Ada ülkesinde Küba Komünist Partisi yetkilileriyle görüşmeler yapan Okuyan, ülkenin çeşitli yerlerini ziyaret ederek, bir olağanüstü hal ve enerji krizi yaşamakta olan halkın durumuna dair de gözlemlerde bulundu.
Yurda dönen Okuyan ziyarete ilişkin soL’un sorularını yanıtladı. Okuyan’ın verdiği yanıtlar şöyle:
Küba’dan yeni döndünüz, hemen sizin döndüğünüz saatlerde Küba Devlet Başkanı Diaz-Canel bir basın toplantısı düzenledi. Açıklamasında en önemli kısım ABD yönetimi ile yapılan görüşmelerdi. Böylece Küba yönetimi, bir süredir ABD ile müzakerelerin sürdüğünü kabul etmiş oldu. Bu görüşmelerde ne müzakere ediliyor?
“Trump ve ekibi birkaç hafta önce “Küba’da bazı önemli kişilerle görüşüyoruz” diyerek Küba yönetiminde bir çatlak olduğu izlenimi vermeye çalışmıştı. Bu psikolojik savaşın bir parçasıydı. Amerikalılar bu tarzı pek severler. O zamanlar konuştuğumuz Kübalı yetkililer “görüşme her zaman vardır ama bu bizim yetkili kişilerimiz tarafından yürütülür. Bizim açımızdan bugün ABD ile görüşmelerin muhatabı ve yürütücüsü parti ve devlet liderliğidir” demişlerdi.
Bugün Diaz-Canel ilk kez resmen son dönemde ABD ile görüşmeler yapıldığını ilan etmiş oldu. Kuşkusuz Küba, ABD’nin tersine insanların ağzına geleni söylediği bir ülke değil, dış politikada hem ilkeli hem de sorumlu davranma artık yerleşik bir kalıp. Trump aynı konuda on değişik laf söylüyor, Küba’da ise Devlet Başkanı da olsa, bir yönetici önemli konularda yetkili organların değerlendirmelerini paylaşır kamuoyuyla.
Küba, iç politikasına kimseyi karıştırmayacağını, Devrim’in ilkelerinden taviz vermeyeceğini defalarca açıkladı ve ancak eşitlik ilkesi ve uluslararası hukuka saygı çerçevesinde diyaloğa hazır olduğunu belirtti. Dolayısıyla Küba Trump ve ortaklarının istediklerini vermez, pazarlık konusu dahi yapmaz. Peki müzakere edilen nedir?
Küba’dan ABD’ye göçün denetlenmesi bir başlık olabilir, ABD Küba’ya ablukanın hafifletilmesi karşılığında ABD şirketlerine bazı ayrıcalıklar talep edebilir. Bunları bilemiyoruz. Öte yandan bugünkü açıklama ABD’nin Küba’ya dönük saldırganlığının zirvede olduğu bir anda yapıldı. Küba “ben diyalogdan kaçmıyorum” diyor ve öte yandan en kötü senaryoya, bir ABD müdahalesine hazırlanıyor. Ben Küba’ya gittiğimde, bu bağlamda çok net bir kararlılık gördüm.”
Birçok kişide “Küba geri adım atacak mı” kaygısı var. Bu görüşmeler bu kaygıyı mutlaka artıracaktır.
“Küba şu anda ölüm-kalım mücadelesi veriyor. Devrimi yaşatmak için yollar arıyor. Bu yollar içinde “ABD’ye azıcık taviz verelim, soluk alalım” türü bir yaklaşım yok. Kübalılar bunun devamının geleceğini iyi biliyorlar. Ama ülkenin egemenliğine ve bağımsızlığına zarar vermeyecek bazı adımlar atılabilir. Küba’nın dış dünyayla ticaret yapması gerekiyor. Dış dünyadan kendi çıkarları doğrultusunda yatırım çekmesi gerekiyor. Bunları söylemek için çok erken ama ABD ile Küba arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesi Küba’nın yararınadır. Ben müzakerelerin buraya evrileceğini, en azından bugünkü koşullarda düşünmüyorum. Trump yönetimi Küba konusunda çok fanatik kişilerden oluşuyor. Onların fanatizmi ile Küba gerçekliği hiçbir biçimde uyuşmuyor.”
Küba’da bir süredir ciddi bir enerji krizi var. Üzerine ABD son dönemde petrol sevkiyatını tamamen engellemeye başladı. Gündelik hayatın sürekli elektrik kesilmesi halinden nasıl etkilendiğini gözlemlediniz?
“Küba’nın kendi petrol kaynakları sınırlı. İhtiyacın yüzde 20’sini karşılıyor ve bunu artırmaya çalışıyorlar. Küba Devlet Başkanı bugün üç aydır ülkeye hiç petrol girmediğini söyledi. Yani petrol ithalatı tamamen durmuş durumda. ABD hiçbir ülkenin gemisine izin vermiyor. Şu anda ülkede güneş enerjisi kullanımını ciddi biçimde artırmak amacını taşıyan büyük bir dönüşüm planı uygulandığını görüyorsunuz. ABD’nin ablukası güneşe sökmüyor ne de olsa! Kuşkusuz bu dönüşüm zaman istiyor ama büyük bir seferberlik var. Elektrik kesintileri artık bir rutin. Çok sık kesinti oluyor. Bir yandan yakıt sıkıntısı, diğer yandan abluka yüzünden eskiyen santraller ve nakil hatlarının yenilenmesinde zorluk çıkıyor. Ve bu kesintiler özellikle sağlık ve gıda gibi iki kritik sektörü etkiliyor. Kübalılar propaganda olsun diye “soykırım” demiyorlar. Küba’ya dönük abluka açık bir soykırım karakteri kazanmış durumda. Ancak bir yandan da yaşam sürüyor. Küba’da çaresiz gözükmüyor insanlar. Herkes arı gibi çözüm peşinde. Kolektif çözümler, bireysel çözümler. Halkta elbette tepki var kesintilere ama bir protesto havası olmadığı gibi, tepkiler son dönemde ABD’ye dönmüş durumda. Ayrıca parti ve devlet kadrolarının çalışma tarzı çok etkileyici. Halkın içindeler, sabahlara kadar çalışan, çözüm üretmeye çalışan, tepki ya da eleştirilerden çekinmeyen bir yapısı var Küba Komünist Partisi’nin.”
ABD’nin stratejisi ablukayı iyice ağırlaştırıp halkın yönetime karşı harekete geçmesi. Bunun bir karşılığı var mı?
“Hayır bunun bir karşılığı yok. Daha güçlü olasılık bir silahlı provokasyon. Kübalılar buna da hazır. Küba’nın sorunlarını derinleştirip içeride karışıklık yaratma niyeti geride bıraktığımız dönemde karşılık bulmadı. Şu anda Küba, derinleşen sorunları hafifletme ve çözme yolunda yaratıcı bir çaba içinde. Bu zamana karşı yarış başarılırsa, Küba enerjide dışa bağımlılığı belli ölçülerde hafifletmiş olacak. Büyük bir kazanım olur bu.”
Küba’da bir olağanüstü durum hissi oluştu mu sizde?
“Küba’da olağanüstü bir durum var şu anda. Ama bir gerilim yok hiçbir biçimde. Her zamanki gibi ortalıkta polis yok, insanlar beyzbol tartışıyor, ulaşımda yeni araçlar devreye sokulmuş, hayat sürüyor. Elbette canları sıkkın ama dediğim gibi çaresiz ya da ABD’den medet uman bir halk yok ortada. Hatta beni şaşırtacak bir dinginlik var bazı yerlerde. Havana dışında Santa Clara’ya gittim, orada epey bir dolaştık, her taraf çok düzenli, temiz. Oradaki parti yetkililerinin çalışma temposunun bir savaş hali temposu olduğunu söyleyebilirim. Ama ülkede bir gerilim var mı, hayır.”
Sizin ziyaretinizin konusu neydi? Ani ve kısa bir ziyaretti…
“Evet, hem Küba’daki son durum hakkında ayrıntılı bilgi almak hem Küba ile dayanışmayı derinleştireceğimiz başlıkları konuşmak hem de uluslararası alandaki gelişmeleri değerlendirmek üzere bir ziyaretti bu. Bu yıl yapılacak Dünya Komünist ve İşçi Partileri toplantısı ile ilgili bir mesai de yürüttük. Çok verimli, içten, dostça bir ziyaret oldu. Hem KKP Siyasi Büro üyesi ve Örgüt Sekreteri Roberto Morales Ojeda ile hem de KKP MK Uluslararası İlişkiler sorumlusu Emilio Lozada Garcia ile ayrıntılı görüş alış verişi imkanı bulduk.”
















