Ağrı’da görev yapan 24 yaşındaki gencecik öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın trajik ölümü eğitim camiasını ayağa kaldırdı. Olayın ardından Ağrı’da kitlesel bir basın açıklaması yapan Eğitim-İş Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreteri Yeliz Toy, “Bu bir intihar değil, göz göre göre gelen sistematik bir cinayettir” diyerek Milli Eğitim Bakanlığı’na ve yerel bürokrasiye sert tepki gösterdi.
“Şikayet dilekçelerine rağmen kulaklar tıkandı”
Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen ve çok sayıda eğitimcinin katıldığı eylemde konuşan Eğitim-İş Genel Sekreteri Yeliz Toy, 24 yaşındaki Irmak Ayşe Koparan’ın ölümünün arkasında ağır bir mobbing, fiziksel şiddet ve bürokratik vurdumduymazlık olduğunu iddia etti.
Toy, genç öğretmenin okul müdürü tarafından fiziksel şiddete maruz kaldığını ve bu durumu resmi dilekçelerle Ağrı İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine bildirmesine rağmen hiçbir yetkilinin kılını kıpırdatmadığını vurguladı.
“Irmak öğretmenimiz sessizce gitmemiştir; bu kokuşmuş düzene karşı mücadele vererek, çığlık ata ata aramızdan ayrılmıştır” diyen Toy, yetkililerin olayı “münferit bir intihar” diyerek örtbas etmesine izin vermeyeceklerini ifade etti.
Üyesi olduğu sendikaya sert suçlama: “Sessizliğin ortağısınız”
Açıklamasında sadece bürokrasiyi değil, hayatını kaybeden öğretmenin üyesi olduğu sendikayı da hedef alan Yeliz Toy, şu ifadeleri kullandı:
“Kendi üyesine sahip çıkmayan, koltuk sevdası ve iktidar yandaşlığı uğruna öğretmenin yaşadığı şiddeti görünmez kılan, onu idarecilerin insafına terk eden o yandaş sendika, Irmak öğretmenimizin yaşadığı çaresizliğin en büyük sorumlularından biridir.”
“Öğretmenler üçlü şiddet sarmalında: Ekonomik, Psikolojik ve Bürokratik”
Eğitim emekçilerinin taşrada sadece gerici ve piyasacı politikalarla değil, aynı zamanda hayatlarını kuşatan çok boyutlu bir şiddetle boğuştuğunu belirten Toy, mevcut sistemi üç başlıkta teşhir etti:
-
Ekonomik Şiddet: Taşrada görev yapan öğretmenine barınma ve ulaşım güvencesi sağlayamayan devlet, öğretmenini ekonomik şiddetle baş başa bırakmıştır.
-
Psikolojik Şiddet: Makamlarını güç aygıtı olarak kullanan liyakatsiz zihniyet, genç öğretmenleri emir eri gibi görerek baskı uygulamaktadır.
-
Bürokratik Şiddet: Öğretmenin feryadına ve tayin taleplerine kulak tıkayan, ancak mobbing uygulayan müdüre kalkan olan cezasızlık politikaları bürokratik bir şiddettir.
Milli Eğitim Bakanı’na sorular: “Daha kaç meslektaşımız ölecek?”
Milli Eğitim Bakanı’na da seslenen Eğitim-İş Genel Sekreteri, sözleşmeli öğretmenlik modelinin getirdiği güvencesizliğin, öğretmenleri idareciler karşısında tamamen savunmasız bıraktığını söyledi. Bakanlığa, “Öğretmenleri yoksulluğa, güvencesizliğe ve ölüme mahkûm eden bu düzenin değişmesi için daha kaç meslektaşımızın hayattan kopması gerekiyor?” sorusunu yöneltti.
Eğitim-İş’ten 3 acil talep!
Eğitim-İş, Irmak öğretmenin çığlığını meydanlara taşıyacaklarını ilan ederek Ağrı’dan şu talepleri sıraladı:
-
Derhal Görevden Uzaklaştırma: Okul yönetiminden il/ilçe müdürlüklerine kadar, bu süreçte ihmali ve sorumluluğu olan tüm yetkililer derhal görevden uzaklaştırılmalı ve adil bir şekilde yargılanmalıdır.
-
Sözleşmeli Modellere Son: Öğretmeni çaresiz bırakan sözleşmeli öğretmenlik gibi tüm güvencesiz çalışma modellerine derhal son verilmelidir.
-
Barınma ve Ulaşım Güvencesi: Taşrada görev yapan eğitim emekçilerine barınma ve ulaşım imkanları devlet eliyle, ücretsiz ve güvenceli olarak sunulmalıdır.
“Yakanızı bırakmayacağız”
Açıklama, adli ve idari süreçlerin şeffaf ve derinlemesine yürütülmesi çağrısıyla son buldu. Eğitim-İş heyeti, “Irmak öğretmenimize sözümüzdür; seni o çaresizliğe itenlerin, çığlıklarına kulak tıkayanların yakasını bırakmayacağız. Hesap sorulana kadar bu davanın peşindeyiz” diyerek kararlılık mesajı verdi.
















