Bursa Barosu: “Laiklik ilkesi ağır bir kuşatma altındadır

GÜNDEM

Bursa Barosu, laiklik ilkesinin Anayasa’ya girişinin yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, laikliğin Türkiye Cumhuriyeti’nin temel dayanaklarından biri olduğunu vurgulayarak, tüm devlet erklerini ve toplumsal kurumları bu ilkeye sahip çıkmaya çağırdı.

Baro açıklamasında, “Laiklik ilkesine sahip çıkılması hepimizin ortak yararıdır” denilerek, Cumhuriyet devrimlerinin tarihsel süreci ve laikliğin demokrasiyle olan kopmaz bağına dikkat çekildi.

“Laiklik Cumhuriyet Devrimlerinin Ön Sözüdür”

Açıklamada, 3 Mart 1924’te kabul edilen devrim yasaları hatırlatılarak, hilafetin ve Şeriye ve Evkaf Vekâleti’nin kaldırılması ile Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin, laik devlet yapısının temelini oluşturduğu belirtildi.

1928 yılında Anayasa’dan “devletin dininin İslam olduğu” ifadesinin çıkarılmasıyla laikliğin güçlendirildiği, 5 Şubat 1937’de ise laiklik ilkesinin Anayasa’da açıkça yer aldığı vurgulandı. Bursa Barosu, 1961 ve 1982 Anayasalarında laikliğin değiştirilemez hükümler arasında yer almasının önemine dikkat çekti.

“Laiklik Sadece Din ve Devlet İşlerinin Ayrılması Değildir”

Laikliğin yalnızca din ile devlet işlerinin ayrılması anlamına gelmediği ifade edilen açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“Laiklik; bireyleri kul olmaktan yurttaş olmaya taşıyan, aklı ve bilimi esas alan bir yaşam ve yönetim biçimidir. Devletin siyasal, toplumsal, hukuksal ve ekonomik alanlardaki düzenlemeleri, çağdaş uygarlığın gereklerine göre yapılmalıdır.”

“Demokrasi Laiklik Olmadan Var Olamaz”

Bursa Barosu, laikliğin aynı zamanda demokrasinin vazgeçilmez koşulu olduğunu belirterek, dinsel baskıdan arınmamış toplumlarda gerçek bir demokrasinin gelişemeyeceğini savundu.

Açıklamada, siyasal iktidarın uygulamalarında dini inanç ve kuralların belirleyici olmaması gerektiği vurgulanarak, inançlardan bağımsız ve hukuka dayalı bir yönetim anlayışının zorunlu olduğu ifade edildi.

“Laiklik Toplumu Dini Sömürüden Korur”

Laikliğin, dini kişisel ya da siyasal çıkarlar için kullanan girişimlere karşı toplumu koruyan bir ilke olduğuna dikkat çekilen açıklama, şu ifadelerle sona erdi:

“Laiklik; kamusal yaşamda, çağdaş aklın, bilimin ve insan haklarının egemen olmasını sağlar. Bu nedenle laiklik ilkesine yönelik her türlü aşındırma girişimine karşı durmak, yalnızca hukukçuların değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur.”

Etiketler: Sağ Manşet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.