“Cargill Gıda Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Yönetim Kurulu Başkanı Murat Tarakçıoğlu, Gölün küçülmesiyle ilgili olarak, “göldeki su kaybının büyük bölümünün tarımsal kullanım ve iklim kaynaklı olduğunu belirterek, sanayinin payı çok küçük. Bu konuda çok fazla hurafe dolaşıyor” demiş.
Tarakçıoğlu’nun dediği gibi bilimsel konuşalım. Gölde buharlaşma her zaman vardı ve olacak. İklim krizi bunun artmasına ve yağışların azalmasına neden oldu. Bu artışın ne kadarının küresel ısınmadan kaynaklandığı, 1970’lerdeki verilerle kıyaslanarak DSİ tarafından açıklanabilir.

Tarımsal kullanıma gelince. Dünya’da tatlı suyun ortalama %70’i tarımsal sulamada kullanılıyor. Ülkemizde bu, birkaç puan yüksek olabilir. Bunun çözümü de kapalı sisitem, damla sulama yöntemleri olabilir. Burada bir konu gözden kaçırılmak isteniyor, tarımsal sulamanın, yaşamsal ve kaçınılmaz bir konu olduğu. İnsanlara tahıl, et, sebze, meyve tüketmeyin diyemezsiniz. İnsanlara yetersiz beslenmeden, temiz suyu erişemediği için hasta olsun, açlıktan ölsün mü, diyeceksiniz?
Sanayinin payının çok küçük olduğu iddiasına gelince. Tarımdan sonra en çok su kullanan %12 civarında sanayi. Burada bir şeye dikkat çekelim. Orhangazi özelinde sanayi tesislerinin neredeyse tamamı yeraltı suyu kullanıyor. İznik Gölü ve havzasında yeraltı suyu akım yönü göle doğru. Bu nedenle, yeraltı suyu kullanan tesisler, İznik Gölü’nün beslenmesine engel oluyor.
Göl havzasında yeraltı ve yerüstü sularının kaynağı yağmurlardır. Kuraklık olduğunda, her iki su kaynağı azalmaya başlar. Bir başka çok önemli ve gözden kaçırılmaya çalışılan konu da, yeraltı sularının bütün Dünya’da stratejik sular olmasıdır.
Bu sular yüzey sularına göre kirletilmesi daha zor sulardır. Ama bu kirlenmeyecekleri anlamına da gelmemektedir. Yeraltı sularında buharlaşma daha azdır. Akiferin özelliğine göre yaşlı sular da olmaları mümkündür. Mineral bakımından zengindirler. Küresel ısınma sonucu, olası bir iklimsel anomalide yüzey suları donup; kullanılmaz hale gelebilir. Böyle bir durumda yaraltı sularının önemi yaşamsal derecede önem kazanır.
Cargill’in mısır şurubu üretiminde kullandığı, işte bu stratejik yeraltı sularıdır; bölgedeki karstik akiferden derin su kuyuları (yıllık yaklaşık 1,5 milyon m3) ile alınmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bir insan günde, minimum 50L. suya ihtiyaç duyar. Bu miktar 30 milyon kişinin bir günlük su ihtiyacıdır.
Cargill’in ürettiği mısır şurubu (fruktoz) su ayak izi çok büyük olan tarım ürünü mısırdan elde edilmekte; üretimde esnasında da çok miktarda su kullanılmaktadır. Kullanılan mısırın büyük çoğunluğu yerli üretimden karşılandığı, bir kısmının ise, ithal edildiği, iddia edilmektedir. Fruktozun insan sağlığına zararları da bilimsel olarak ispatlanmıştır. Böyle bir üründen fruktoz üretimi yapmak; su kaynaklarının aşırı kullanımına sebep olmaktadır ve yukarıda açıklanan önerilerle çelişmektedir. Bu bir ülke için akılcı ve de gerekli olmayan bir üretim şeklidir.
İnsanların, üstelik sağlığa zararlı fruktoza ihtiyacı yok ama, içecek ve tarımsal üretim için suya ihtiyacı var. Cargill “faydalı su” adı altında (üretimde kullanılan su) bedavaya yeraltı sularımızı kullanmaktadır.
DSİ 1. Bölge Müdürlüğü 23.11.2015 tarih ve 765690 sayılı yanıtında “İznik Gölü stratejik su kaynağı” olarak nitelendirilmiştir ve bu görüşünü devam ettirmesine rağmen, bu kaynağın miktar ve kalite olarak korunmasına gelince, DSİ ortada gözükmemektedir. Stratejik yeraltı suları sermayenin kar hırsına peşkeş çekilemez.”
















