İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento İle İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, tüm vatandaşları partisinin 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan’da yapacağı mitinge davet ederek “Hangi partiden olursanız olun, ellerinizde yalnızca Türk bayraklarıyla Tandoğan’da buluşalım” dedi.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un, “Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmeye ihtiyacı yok ama Türkiye’nin ona ihtiyacı var” şeklindeki açıklamasına da değinen Kavuncu, “Bunu duyduğumuzda dudaklarımızdan şu kelimeler döküldü: Majesteleri lütfetmiş, Türkiye’yi yönetecekmiş. Tek bir adamın kaderi, ülkenin kaderinin üstünde görülmeye başlanmış” şeklinde konuştu.
İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento İle İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, Başkanlık Divanı Toplantısı ardından partisinin genel merkez binasında gündeme dair basın toplantısı düzenledi.
Türkiye’nin tam bağımsızlığının her alanda muhafazasının önemine dikkat çekmek amacıyla 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı’nda miting düzenleyeceklerini hatırlatan Kavuncu,
“Bu buluşma Türk milletinin karşı karşıya bırakıldığı çıkmaza bir tepkidir. Cumhuriyete ve milli kimliğimize dair bütün değerlerimizin hedefe alındığı bir süreçten geçiyoruz. Sadece çözüm ve bölünme süreciyle değil, her alanda ülkemizi ülke, milletimizi millet, devletimizi devlet yapan değerler maalesef yok ediliyor. Türkiye Cumhuriyeti yerine müşfik monarşi, devlet yerine derin devlet, eşit vatandaşlık yerine teba konuşuluyor. İYİ Parti varlığımıza yönelik bu tehditlere karşıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere her alanda sürdürecektir. 27 Haziran’da yapılacak olan miting de bu açıdan çok ama çok önemlidir. Milletimizi, İYİ Parti’nin Türk bayrağıyla en başta yer alacağı bu mücadeleye davet ediyoruz. ‘Hangi partiden olursanız olun, ellerinizde yalnızca Türk bayraklarıyla Tandoğan’da buluşalım’ diyoruz ve bu çareyi bütün milletimize yapıyoruz” dedi.
“İktidar seçmeni de adalete güvenmiyor”
İYİ Parti’nin haftasonunda gerçekleştirdiği hukuk çalıştayına değinen Kavuncu, “Bu çalıştay kararı masa başında alınmadı. Bu çalıştay anket sonuçlarının gösterdiği gerçeklere karşı İYİ Parti’nin somut bir cevabıdır. Ankette gördüğümüz altını çizmemiz gereken bir konu var. Söz konusu hukuk ve adalet olunca iktidar ve muhalefet seçmeninin aynı kaygıları paylaştığını gördük. İktidar partisine oy atmış seçmen bile adalete güveninin olmadığını çok net olarak söylüyor” ifadelerini kullandı.
Anketin detaylarını paylaştı
Anketin sonuçlarını paylaşan Kavuncu, “Ankete katılan vatandaşlarımızın yüzde 74’ü cezasızlık algısının şiddeti arttırdığından; yüzde 73’ü çete ve mafyanın sokaklara hâkim olduğundan, yüzde 66’sı ise zenginin korunduğunu ve yoksulun daha ağır ceza aldığından bahsediyor. Ankete katılanların yüzde 64’ü, ‘Kara para aklamaları etkin olarak soruşturulmuyor’ diyor. Mahkemelerin siyasi baskıdan bağımsız karar veremediğini düşünenlerin oranı yüzde 60, uyuşturucu baronlarının korunduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 59. Ankete katılanların yüzde 77’si de mahkemelerde herkesin eşit muamele görmediğinden yakınıyor. Bu oran İYİ Parti seçmeninde yüzde 87, AK Parti’ye oy vermiş seçmende ise yüzde 67. Yani mahkemelerde herkesin eşit muamele görmediğine dair AK Parti’ye oy vermiş seçmenin yüzde 67’si veryansın ediyor. Dolayısıyla bu kaygının, bir partinin değil aslında toplumun sesi olduğunu çok net olarak görüyoruz” dedi.
“Bir devletin derin olmaz, bir devletin hukuku olur”
Çalıştayın tek bir partinin etkinliği olmaktan çıkarak, Türkiye’nin hukuk vicdanının ortak buluşması haline geldiğini savunan Kavuncu, “Tüm tartışmaların sonunda da çıkan bulgular vizyon belgesi ön raporu olarak kamuoyuyla paylaşıldı. Paylaşılan vizyon belgesi 10 temel ilke ve 38 somut madde olarak detaylandırdı. 10 temel ilkemiz; hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, denge ve denetim mekanizmaları, yargı bağımsızlığı, temel hakların dokunulmazlığı, demokratik meşruiyet ve sandık egemenliği, hesap verilebilirlik ve şeffaflık, eşitlik ve ayrımcılık yasağı, savunma hakkı ve adil yargılanma, kapsayıcı ve onarım odaklı adalet, dijital haklar ve yapay zekanın hukuki çerçevesi olarak sıralandı. Bir devletin derin olmaz, bir devletin hukuku olur. Bu rapor da bu temel ilke doğrultusunda hazırlandı” ifadelerini kullandı.
“İYİ Parti belgenin ana başlıklarını Meclis gündemine taşıyacak”
Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun talimatı doğrultusunda ortaya çıkan belgenin üç somut izleme katmanı şeklinde takip edileceğine işaret eden Kavuncu, “Bunlardan ilki izleme komisyonu -ki bu izleme komisyonu çalıştaya katılan katılımcılardan gönüllü olarak teşekkül edecek ve bu komisyon zaman içerisinde elde edilen bulguları paylaşacak. İkinci katman ise İYİ Parti Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu. Her maddeye yasa teklifi, bütçe önergesi, yazılı soru önergesiyle vizyon belgesinin ana başlıkları grubumuz tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşınacak. Üçüncü katman olarak da Venedik Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları izleme sürecine dış referans noktaları olarak dahil edilecek” şeklinde konuştu.
Planlanan adımları örnek vererek açıklayan Kavuncu, “İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönüşün ideolojik değil, anayasal zorunluluk çerçevesinde ele alınacağı çok net olarak tarif edildi ve beyan edildi. Zira konu ideolojik bir konu değil. Konu açıkça Anayasa’nın ihlalidir. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmış olunması net olarak bir Anayasa ihlalidir. Biz de bu konuyu bu kapsamda ele alıyoruz. Vizyon belgemizde dezenformasyon yasasının kaldırılması da öngörülüyor. Bunun yerine önerilen model ise cezai yaptırım değil, Avrupa Birliği Dijital Hizmetler Yasası çerçevesinde bağımsız doğrulama platformunun güçlendirilmesi. Bu adın üstünde vizyon ön raporu. Bunun devamında da Türk Hukuk Vizyon Belgesi detaylı bir şekilde yayınlanacak” dedi.
Uçum’un, “Türkiye’nin Erdoğan’a ihtiyacı var” açıklaması
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un, “Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmeye ihtiyacı yok ama Türkiye’nin ona ihtiyacı var” şeklinde bir açıklama yaptığına işaret eden Kavuncu, “Bunu duyduğumuzda dudaklarımızdan şu kelimeler döküldü: Majesteleri lütfetmiş, Türkiye’yi yönetecekmiş. Tek bir adamın kaderi, ülkenin kaderinin üstünde görülmeye başlanmış. Böyle bir anlayışla karşı karşıyayız. Böyle bir kibir, ülke tarihinde bugüne kadar görülmemiştir. Birileri adeta Türkiye’yi lütfederek yönetme isteğine dile getiriyor” ifadelerini kullandı.
“Adres, Cumhurbaşkanı Erdoğan”
Kavuncu, “Türkiye’nin neye ihtiyacı var Sayın Uçum, biz size buradan söyleyelim. Enflasyonun 4 buçuk yıldır yüzde 30’un altına düşmemesine mi ihtiyacı var? Faize ilk 5 ayda 1 trilyon 263 milyar lira ödenmesine mi? Adeta çöker gibi el konulan şirketlere mi? Muhalefete yönelik her türlü siyasi ve hukuki baskıya mı? Protesto hakkının ayaklar altına alınmasına mı? Kötü muameleye, şantajlara, polis jopuna mı? Türkiye’nin hırsızlığa, talana, adam kayırmaya mı ihtiyacı var? Yoksa Türkiye’nin davulla zurnayla buyur edilen teröristlere mi; terör örgütü elebaşının adeta bir kahraman ve kanaat önderi olarak kutsallaştırılmasına mı ihtiyacı var? Eğer Türkiye’nin bunlara ihtiyacı varsa, o zaman dediğiniz doğru; adres Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bunların hepsi ve daha niceleri Sayın Cumhurbaşkanı’nın yönetimi altında gerçekleşmiştir. Hepsinin sorumlusu bizzat kendisidir” diye ekledi.
“Bu durum milletin aklıyla alay etmektir”
“Türkiye bu kafayla yönetilemez. Bu kafa Türkiye’yi uçurumun eşiğine getirecek kafadır’ diyen Kavuncu, “Bu yasanın arkasından dolanmak, kanunun ruhunu bilmemektir. Genel seçim tarihinden bir ay önce seçim yapılmasını söylemek bu milletin aklıyla alay etmektir. Bu durum
sadece tek bir kişinin önünü açmak için kanunun ruhunun görmezden gelinmesidir” diye ekledi.
“Baş kayyum konumu oluşturuldu”
Beyaz et sektörüne yapılan operasyona değinen Kavuncu, “Türkiye’nin rejimi adeta bir kayyum rejimine çevrildi. Cumhurbaşkanı değil de baş kayyum konumu oluşturuluyor. Hemen her alanda böyle. Belediye başkanları görevden alındığında kayyum atayıp belediye meclisinden seçim yaptırmadılar. Birçok operasyonda direkt kayyum mekanizması devreye girdi. Sonra da el konulan mal varlıkları dağıtıldı. Beyaz et üreticilerine yapılan operasyonda da denetim kayyumu uygulamasını görüyoruz. Ceza Muhakemeleri Kanunu 133 gereğince; denetim kayyumu koruma tedbiri uygulanmış. Bunun uygulanması için soruşturma konusu suçun CMK 133’te katalog olarak sayılan suçlardan olması gerekir. Başsavcılık ise ‘TCK 220-237 ve ilgili mevzuat kapsamında satıştan kaçınma suçları yönünden bu soruşturma yürütülüyor’ diyor. Bu suçların hiçbiri CMK 133’te yok. Bu sebeple net olarak soruyoruz, denetim kayyumunun anlamı ne?” ifadelerini kullandı.
“Rekabet Kurulu ne işe yarıyor?”
Kavuncu, “Rekabet Kurulu şirketleri inceler. Birbirine rakip şirketlerin piyasadaki fiyatı manipüle etmesi ya da belli bir seviyenin altına inmeyecek şekilde anlaşarak organize etmesi elbette ki suçtur ama bu suçun karşılığı o şirketlere kesilecek parasal cezalardır. Serbest piyasa ekonomisinde böyle bir uygulamaya elbette ki müsaade edilemez ama biz ilk defa denetim kayyumu gibi bir tabiri ve uygulamayı görüyoruz. O zaman akla şu soru geliyor. Rekabet Kurulu’nun bir fonksiyonu kalmamış, ne işe yarıyor? O zaman neden böyle bir kurum var ki? Öyle anlaşılıyor ki Türkiye artık adeta kayyumla yönetilecek hale geldi” diye ekledi.
Operasyonun domino etkisi
Operasyonun sektördeki domino etkisine değinen Kavuncu, “Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa’ya iki günlük ziyarette bulunduk. Bu kapsamda zahireciler odasını da ziyaret ettik. Biz oradayken beyaz etle ilgili op erasyon haberleri geldi. O gün orada hem çiftçi hem tüccar kitlendi. Zira beyaz et üreticilerine yem satan sanayici, bir anda alımını durdurdu. O alımını durdurunca, tüccar alımını durdurdu. Tüccar alımını durdurunca, çiftçi de zahireciler odasına götürmüş olduğu buğdayla işin akıbetinin nereye varacağını bekledi” şeklinde konuştu.
Kavuncu, basın toplantısını sonunda BYD’nin Türkiye’deki yatırımlarını askıya alması ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Davası’ndaki çıplak arama tartışmaları ve öğretmenlere yapılan polis müdahalesine de değindi.
















