Bursa Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri hakkında ORTAŞ (iki adet) ve OLEA (beş adet) verilen “ÇED gerekli değildir” kararları üzerine yapılan suç duyurusu üzerine, Bursa Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğü’nün yetkililer hakkında ‘Soruşturma İzni Verilmemesine’ ilişkin kararının kaldırılmasına ilişkin itiraz, Bölge İdare Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Bursa’da ‘Görevi kötüye kullandıkları iddiasıyla’ Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri hakkında açılan davada mahkeme kararını verdi.
Kararın gerekçesinde şikayetçi tarafından yapılan suç duyurusunun ciddi olduğu, somut verilere dayandığı ve adli yönden soruşturulması gerektiği sonucuna varıldı. Şikayetin konusu ORTAŞ’a ikinci kez ve OLEA’ya beşince kez verilen “ÇED gerekli değildir” kararları verilirken, mahkemelerin önceki kararlarındaki iptal gerekçelerinin dikkate alınmamasının görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceğine dikkat çekildi.
Anayasa Mahkemesi, çeşitli kararlarında “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirdiğini, soruşturmanın, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmasını ve şayet bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle geleceğini ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacağına, vurgu yapmıştı.
Tüm bunların takipçisi olan çevreci Av. Erol Çiçek, “Cezasızlık, kurumsal bir kültür olarak dayatılmakta, böylece kişiler ve kamu personeli açıkça suç işlemeye teşvik edilmektedir. Daha sonra idari soruşturma aşamasında Bakanlıklar ve taşra teşkilatı bu suçları örtmeye çalışmaktadır. Bunun suç sayısının artmasından başka bir sonucu olmamaktadır.” dedi.
Çiçek, 4483 sayılı Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun Anayasaya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu, bu kanunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından soruşturma organlarının bağımsız olmaması, dava taraflarının ilgili soruşturmalara etkin bir şekilde katılmasının imkansızlığı, Danıştay tarafından yürütülen yargı denetiminin yetersizliği nedenleriyle sistematik olarak eleştirildiğini hatırlatarak, bu kanunun hala yürürlükte olmasının insan hakları ihlali olduğunu belirtti.















