TKP, NATO’nun kuruluş yıl dönümünde Ankara’da yürüdü

GÜNDEM

Türkiye Komünist Partisi (TKP), NATO’nun kuruluş yıldönümünde Ankara’da eylem ve kitlesel yürüyüş düzenledi. Bugün saat 18.30’da Kolej kavşağında buluşan komünistler “Bize NATO’suz bir Türkiye gerek!”,”NATO’yu ülkemizden söküp atacağız” pankartlarıyla Sakarya Meydanı’na yürüdü. “Kahrolsun ABD uşakları”, “NATO defol bu memleket bizim”, “Katil NATO işbirlikçi AKP”, “Üslere el konsun NATO defolsun” ve “NATO’suz Türkiye, tam bağımsız Türkiye” sloganları atılan yürüyüşte meydanda toplanan yurttaşlara TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan seslendi.

‘Adnan Menderes bir halk düşmanıdır’

Türkiye’nin NATO’ya giriş sürecinin mimarı olan Adnan Menderes’in “demokrasi kahramanı” olarak pazarlanmasına itiraz eden Okuyan, 1950-1960 yılları arasındaki Demokrat Parti iktidarının Türkiye’yi ABD bağımlılığına sürüklediğini ifade etti. Bu dönemi “halk düşmanlığı” olarak nitelendiren Okuyan, “1950 ile 1960 arasında bu ülkede Amerika Birleşik Devletleri’nin etkisi o kadar derinleşti ki, yediğimiz ekmeğe kadar her şey onlardan geçer oldu. Onlar, demokrasi adına, gelmiş geçmiş en büyük halk düşmanlarıdır. Adnan Menderes bir halk düşmanıdır” dedi.

Türkiye’nin NATO’ya üye yapılma sürecinde “komünizm tehdidi” argümanının bir kılıf olarak kullanıldığını belirten Okuyan, bu hamlenin ülkenin anahtarını emperyalizme teslim etmek anlamına geldiğini söyledi ve şöyle devam etti:

“Adnan Menderes şunu söyledi: ‘Türkiye’de komünizm tehdidi var. Bu tehdidi bertaraf edebilmek için Amerika’ya sığınmamız, NATO’ya girmemiz gerekiyor.’ Peki NATO nedir? Evinizde oturuyorsunuz ve güvenliğinizden kaygılısınız. ‘Benim evime hırsızlar gelecek, haydutlar gelecek’ diye kaygılanıyorsunuz. ‘Dünya kötü’ diyorsunuz. Sonra gidiyorsunuz, diyorsunuz ki bir şirkete ‘gel benim güvenliğimi sağla.’ O şirket de aslında sizin evinizi tehdit eden haydutlardan, hırsızlardan oluşuyor. Geliyorlar evinize kamera takıyorlar, alarm sistemi takıyorlar.

Evinizi soymak için. Evinizin özgürlüğünü almak için, evinizin bağımsızlığını yok etmek için bir güvenlik şirketiyle anlaşıyorsunuz. O güvenlik şirketi, hırsız, zorba, katil. Tam da bu oldu. Geldiler ülkemizde darbeler yaptılar. 12 Mart ve 12 Eylül’ün arkasında NATO yok mu? Var, cinayetler işlediler. Ankara’da da cinayetler işlediler. Yedi TİP’liyi unutmadık. Diğer cinayetleri unutmadık. Bunların hepsi NATO’nun kurduğu Gladio emriyle işlendi. 15 Temmuz’daki o darbe girişiminin arkasında ABD olduğunu bizimkiler de söylemiyor mu? E ama ne oluyor? Evimizin anahtarını vermeye devam ediyoruz.”

‘İncirlik’teki nükleer silahların amacı nedir?’

Hükümetin “küresel güçler” söylemi ile NATO üyeliği arasındaki çelişkiye dikkat çeken Okuyan, “Küresel güçlerin temsil edildiği en önemli uluslararası örgüt nedir? Söyleyin lütfen. NATO. Çok basit bir soru. Başka bir şık yok. E peki kardeşim neden şikayet edip ülkemizin anahtarını NATO’ya veriyorsunuz” diye sordu.

İncirlik Üssü’nde nükleer silahlar bulunduğunu hatırlatan Okuyan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben bir yurttaş olarak soruyorum. İncirlik’te resmen hiçbir zaman kabul etmediğimiz Amerika Birleşik Devletleri’nin elinde olan nükleer silahların amacı nedir? Soru. Yurttaş olarak soruyorum. Dezenformasyon yok. Ya da çıkın deyin ki ‘dünyadaki bütün belgeler yalan söylüyor… Bizim topraklarımızda nükleer silah yok.’ Çünkü onlar resmen ilan ediyorlar. Diyorlar ki Türkiye’nin Adana ilinin İncirlik Üssü’nde nükleer silahlar var. Peki neden o nükleer silahlar? Soruyorum. Yanıt yok.”

‘NATO Karadeniz’e bal gibi giriyor’

Okuyan, Karadeniz üzerinden kurgulanan askeri planlara değinerek, iktidarın bu konudaki açıklamalarındaki çelişkilere dikkat çekti. Karadeniz’de oluşturulan gücün “NATO’ya bağlı değil, bir gönüllüler grubu” olduğu yönündeki açıklamalara tepki gösteren Okuyan, bu durumun Rusya ile yaşanacak gerilimi gizlemek için uydurulduğunu vurguladı:

“Karadeniz’de bir güç oluşturuyorlar. Bizimkiler açıklama yapıyor. Diyorlar ki o NATO’ya bağlı değil. Nereye bağlı? NATO içinde bir gönüllüler. Bunlar gönüllülükle devlet için yönetilir. Ne demek gönüllülük? E çünkü NATO’yu Karadeniz’e sokarlarsa Rusya’ya ile problem yaşayacaklar. O problemi çözmek için icat ettiler. Ukrayna gönüllüleriymiş… Devlet işinde gönüllülük olmaz. Ne demek gönüllülük? Bal gibi Karadeniz’e NATO giriyor.”

‘NATO güvenliğimizi mi sağlıyor, holdingleri ve tekelleri bizden mi koruyor?’

Türkiye’nin güvenliği adı altında yürütülen politikaların aslında halkı değil, uluslararası sermayeyi ve holdingleri koruduğunu vurgulayan Okuyan, ekonomik bağımsızlığın yitirildiği bir tabloda milli güvenlikten söz edilemeyeceğini belirtti.

Türkiye’nin stratejik kamu işletmelerinin ve bankalarının yabancı sermaye eline geçmesine itiraz eden Okuyan, konuşmasında şu soruları sordu:

“NATO bizim güvenliğimizi mi sağlıyor, yoksa Türkiye’de holdingleri, uluslararası tekelleri bizden mi koruyor? Türkiye’nin en önemli kamu işletmelerini mesela Telekom’u yabancı sermayeye verdiler. Onlar batırdı. Sonra yine gitti. Ya da rafinerilerimiz. Bunların bir bölümü yabancı sermayeye gitti. Bankalarımız… Hangi güvenlikten söz ediyorsunuz? Uluslararası tekellerin elinde Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının her bilgisi var. Fişliyorlar bizi. Ondan sonra ‘milli güvenlik sırrı’, ne sırrı kalmış.”

‘Kurtuluş Savaşı sırasında hangi uluslararası örgüte dayandık?’

Kemal Okuyan, Türkiye’nin NATO’dan ayrılması durumunda güvenliğinin tehlikeye gireceği ve örgütün Türkiye’ye saldıracağı yönündeki iddialara da yanıt verdi. Bu mantığın bir teslimiyet anlamına geldiğini belirten Okuyan, “Peki size şunu soruyorum. Dünyanın en büyük gücü olan ABD’ye karşı İran nasıl kafa tutuyor? NATO üyesi olduğu için mi? ABD’nin yanı başında 10 milyon nüfusa sahip Küba ‘gel’ demeye başladı tehditlere karşı. ‘Savaş istemeyiz ama gel” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin kendi tarihinden de örnekler veren Okuyan, Kurtuluş Savaşı’nın emperyalist bir ittifaka dayanarak değil, emperyalizme karşı savaşarak kazanıldığını hatırlattı. Okuyan, o dönemde Türkiye’nin yanında olan tek gücün, Türkiye’nin NATO’ya üye yapıldığı 1952 yılından bu yana “tehdit” olarak gösterilen komünistler olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

“Biz Anadolu coğrafyasını emperyalistlerden temizlerken Kurtuluş Savaşı sırasında hangi uluslararası örgüte dayandık? Dünyanın bütün emperyalistleri karşımızdaydı. Bir tek işte o 1952’de ‘tehdit’ denilen komünistler Kurtuluş Savaşı’nın yanındaydı. Sovyetler Birliği Kurtuluş Savaşı’nın yanındaydı.”

‘1920 ruhu ses vermeli, Ankara’yı emperyalistlere açma niyetimiz yok’

Bu yıl Ankara’da düzenlenmesi planlanan NATO zirvesinin bir meydan okuma olduğunu belirten TKP Genel Sekreteri, başkent halkını bu duruma karşı ses vermeye şu sözlerle çağırdı:

“Ankara’da, başkentimizde, Meclisimizin 1920’de kurulduğu kentte NATO zirvesi toplayacaklar. Bu büyük bir meydan okumadır. Bu meydan okumaya yanıt vermek zorundayız. Ankara’da 1920 ruhu ses vermek zorunda. ‘Ankara’nın taşına bak’ demek zorundayız. Mecburuz. Bizim emperyalistlere Ankara’yı açma niyetimiz yok. Teröristlere Ankara’yı açma niyetimiz yok. Bunu söylememiz gerekiyor.”

‘NATO’yu dağıtmaya Türkiye’yi çıkararak başlanır’

Kemal Okuyan, “NATO dağıtılsın” söyleminin, somut bir çıkış stratejisinin yerini tutamayacağını vurguladı. Türkiye’nin NATO’dan çıkmasının birincil görev olduğunu belirten Okuyan, sözlerini şöyle noktaladı:

Eğer biz bağımsız, kalkınmış, sanayileşmiş, özgür, eşitlikçi, yoksulluğu aşmış bir ülkede yaşamak istiyorsak, şu NATO belasıyla derhal bugün hesaplaşmamız lazım. Çünkü NATO bizim içimize girmeye devam ediyor. Geldikçe Türkiye’nin kurtuluşu zorlaşıyor. Türkiye’nin NATO’dan çıkması acil bir taleptir. Çünkü Türkiye’yi NATO’dan çıkarırsak, NATO’yu da Türkiye’den çıkarırız. Bizim için asıl önemli olan NATO’nun Türkiye’den çıkmasıdır.

Tek bir talep, tek; NATO’dan çıkılsın. Bakın şimdi belki iyi niyetli belki başka, ‘NATO dağıtılsın’ diye bir slogan da çıkmaya başladı. NATO tabii ki dağıtılsın ama bizim burada vereceğimiz mücadele Türkiye’nin NATO’dan çıkması olmalıdır. Çünkü NATO’nun dağıtılması evrensel bir meseledir. İkincisi, NATO dağıtılmadığında ne olacak? Bu, Avrupa’da bazı sosyal demokrat partilerin düştüğü eğilimdir. ‘NATO var olacaksa, NATO dağıtılmayacaksa üyeliğe devam edelim’ deniyor. Çünkü sanılıyor ki NATO’yu dağıtmak daha önemli. NATO’yu dağıtmaya buradan başlanır; Türkiye’yi çıkararak başlanır. Dolayısıyla tek talep Türkiye’nin NATO’dan çıkmasıdır.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.