‘Türkiye ithalat kolonisine dönüştürüldü’

EKONOMİ

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 2025 yılı tarımsal ithalat ve ihracat verilerini değerlendirerek Türkiye’nin stratejik gıda ürünlerinde dışa bağımlılığının arttığını söyledi. Sarıbal, “Gıda artık tarladan sofraya değil, limandan sofraya geliyor. Ortada açık bir gıda bağımlılığı var” dedi.

TBMM’de düzenlediği basın toplantısında konuşan Sarıbal, dünya genelinde gıda fiyatlarının son bir yılda yüzde 0,6 gerilediğini, buna karşılık Türkiye’de gıda fiyatlarının yüzde 31,6 arttığını ifade etti. Sarıbal, bu tabloyu üretimden uzaklaşma ve ithalata dayalı tarım politikalarıyla ilişkilendirdi.


“Çiftçi Üretimden Koparılıyor”

Hasat dönemlerinde ithal ürünlerin piyasaya sürülmesiyle yerli üreticinin zarar ettiğini savunan Sarıbal, “Çiftçi zarar ederken ithalatçı büyük şirketler rekor karlar açıklıyor. Devlet politikaları fiilen şirketler tarafından yönlendiriliyor” iddiasında bulundu.

Çiftçi sayısının azaldığını ve köylerin boşaldığını belirten Sarıbal, Türkiye’nin stratejik gıda ürünlerinde dışa bağımlı hale geldiğini söyledi.


“KİT’ler Özelleştirildi, Girdi Fiyatlarını Şirketler Belirliyor”

Tarımsal üretimde en büyük sorunun artan girdi maliyetleri olduğunu vurgulayan Sarıbal, tohum, gübre ve ilaç piyasalarında kamunun etkisinin kalmadığını ifade etti.

KİT’lerin özelleştirilmesi sonrası piyasanın büyük ölçüde yabancı sermayeli şirketlerin kontrolüne geçtiğini savunan Sarıbal, “Artık girdi fiyatlarını şirketler ve döviz kuru belirliyor. Kur yükseldikçe üretim maliyetleri artıyor” dedi.

Hayvancılıkta da ithalata bağımlı bir model izlendiğini dile getiren Sarıbal, karma yem üretiminde ithalat oranının yüzde 50’nin üzerine çıktığını kaydetti.


2025’te Tarımsal İthalat Arttı

Sarıbal’ın paylaştığı verilere göre, hububat, bakliyat, yağlı tohum ve bitkisel yağ ithalatı 2025 yılında yüzde 21 artarak 7,6 milyar dolardan 9,2 milyar dolara yükseldi.

Toplam hububat ithalatı yüzde 22 artışla 10,4 milyon tona, bakliyat ithalatı yüzde 23 artışla 1 milyon 29 bin tona, yağlı tohum ithalatı ise yüzde 31 artışla 5,6 milyon tona çıktı.

Ürün bazında en yüksek ithalat tutarı yaklaşık 1,8 milyar dolarla soya fasulyesinde gerçekleşti. Bunu 1,3 milyar dolarla ayçiçeği yağı, 1,2 milyar dolarla dane mısır ve 1,2 milyar dolarla buğday izledi. Dane mısır (4,7 milyon ton) ve soya (4,1 milyon ton) ithalatında rekor kırıldığı belirtildi.


Fındık İhracatında Gerileme

2025 yılında 119 ülkeye 239 bin ton iç fındık ihraç edilerek 2 milyar 255 milyon dolar gelir elde edildiğini aktaran Sarıbal, ancak bir önceki yıla göre miktar bazında yüzde 26,2, değer bazında ise yüzde 14,4 düşüş yaşandığını söyledi.

Buğday unu ihracatının da çeşitli küresel ve bölgesel gelişmeler nedeniyle 3 milyon tondan 2,3 milyon tona gerilediğini ifade eden Sarıbal, değer bazında ihracatın 871 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirtti.


Ayçiçeği Yağı ve Mandalina İhracatı Arttı

İhracatta ikinci sırayı ayçiçeği yağının aldığını belirten Sarıbal, bu üründe yüzde 21 artışla 1 milyar 76 milyon dolar ihracat yapıldığını söyledi.

Mandalina ihracatının ise yüzde 107 artışla 892 milyon dolara ulaştığını ifade etti.


“Türkiye Çok Uluslu Şirketlere Bağımlı Hale Geldi”

İthalatın belirli ülkelere yoğunlaştığını dile getiren Sarıbal, buğday ithalatının yüzde 95’inin Rusya’dan, soyanın büyük bölümünün Brezilya ve Ukrayna’dan, ayçiçeği yağı ithalatının ise ağırlıklı olarak Rusya ve Ukrayna’dan yapıldığını söyledi.

Küresel tahıl ticaretinde ADM, Bunge, Cargill ve Louis Dreyfus gibi çok uluslu şirketlerin belirleyici konumda olduğunu vurgulayan Sarıbal, ithalata dayalı politikaların Türkiye’yi hem ülkelere hem de bu şirketlere bağımlı hale getirdiğini savundu.


Sarıbal, 2026 yılı için tarım ve ticaret politikalarında kapsamlı değişiklikler yapılması gerektiğini belirterek, üretim odaklı bir model çağrısında bulundu.

Etiketler: Sol Manşet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.