Bursa Yıldırım Çalışma Grubu, önceki dönem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik kullanılan “kılıç artığı” ifadesine sert bir basın bülteniyle tepki gösterdi. Bu ifadenin sıradan bir polemik değil, tarihsel bir nefret kodu olduğunu vurgulayan grup; toplumsal barışın bu tür söylemlerle zedelendiğine dikkat çekti.
“Bu Bir Nefret Kodudur”
Yıldırım Çalışma Grubu tarafından yayımlanan bildiride, “kılıç artığı” tabirinin tarihsel derinliğine vurgu yapılarak şu ifadelere yer verildi:
“Bu ifade; sıradan bir polemik dili değil, yapılan katliamlardan sonra hayatta kalabilen Alevi topluluklarını aşağılamak için üretilmiş tarihsel bir nefret kodudur. Bu söz, yüzyıllardır süren dışlama, inkâr ve yok sayma siyasetinin dildeki yansımasıdır.”
“Kolektif Bir Saldırı Niteliğindedir”
Açıklamada, hedef alınan ismin Kemal Kılıçdaroğlu olması sebebiyle bu dilin bireysel sınırları aştığı belirtildi. Söylemin, milyonlarca yurttaşın kimliğini, inancını ve tarihsel hafızasını hedef alan kolektif bir saldırı olduğu ifade edilerek; bilinçli ya da bilinçsizce mezhepsel fay hatlarının derinleştirildiği uyarısı yapıldı.
Eşit Yurttaşlık ve Yapısal Sorunlar
Türkiye’nin demokratikleşme sürecindeki en hassas konulardan birinin “eşit yurttaşlık” olduğunun altı çizilen bültende, Alevi yurttaşların maruz kaldığı ayrımcılığın sadece geçmişin değil, bugünün de yapısal bir sorunu olduğu hatırlatıldı. Kullanılan her ifadenin aslında bir siyasal pozisyonu temsil ettiği vurgulandı.
“İfade Özgürlüğü Nefret Söylemini Meşrulaştırmaz”
Basın ve ifade özgürlüğünün hiçbir şekilde nefret söylemi için bir kılıf olamayacağını belirten Yıldırım Çalışma Grubu, bültenini şu kararlı maddelerle sonlandırdı:
-
Tarihsel katliamların dilini bugüne taşıyanları reddediyoruz.
-
Mezhepsel ayrımcılığı yeniden üreten bu söylemi kabul etmiyoruz.
-
Siyasal mücadeleyi nefret dili üzerinden kuran anlayışa karşı duruyoruz.
“Toplumsal barış; yüzleşmeyle, eşitlikle ve saygıyla kurulur. Nefret diliyle değil.”
















